Avrupa Merkez Bankası (ECB), 26 Mart’ta yayımladığı çalışma kağıdında dört büyük DeFi protokolünün (Aave, MakerDAO, Ampleforth ve Uniswap) yönetişim yapısını mercek altına aldı. Bulgular, yönetişim tokenlerinin on binlerce adrese dağılmış olduğunu gösterse de her dört protokolde de arzın %80’inden fazlasının en büyük 100 adresin elinde bulunduğunu gösterdi.
Kimin oy kullandığı meselesinde tablo daha da keskin. Ampleforth’ta delege edilmiş oyların %96’sı yalnızca en büyük 20 seçmenin kontrolünde. MakerDAO ve Uniswap’ta da benzer bir konsantrasyon göze çarpıyor. Üstelik en aktif seçmenlerin yaklaşık üçte biri kamuya açık kaynaklarda tanımlanamıyor; kimliği bilinenlerin büyük bölümü ise bireyler, Web3 şirketleri ve girişim sermayeleri.
ECB’nin asıl kaygısı ise bu tablonun AB’nin kripto düzenlemesi MiCA ile çelişmesi. MiCA, “tam merkeziyetsiz” yapıları kapsam dışında tutuyor ancak rapor, hangi protokolün gerçekten bu tanıma girdiğini belirlemenin güçlüğüne dikkat çekiyor. Kamuya açık verilerden, tokenlerin kuruculara mı, geliştiricilere mi yoksa hazineye mi ait olduğunu ayırt etmek “mümkün değil.”
İlginizi Çekebilir: NYSE’nin Ana Şirketi ICE, Polymarket’e 600 Milyon Dolar Yatırdı
Rapor, ECB’nin resmi politikasını değil çalışma grubunun görüşlerini yansıtıyor ve DeFi ekosisteminin tamamını kapsamadığını da kabul ediyor. Bununla birlikte bulguların mesajı net: DeFi’nin merkeziyetsizlik vaadi, pratikte yeni konsantrasyon riskleri doğuruyor ve bu riskler zaman zaman geleneksel finanstakinden daha keskin bir hal alabiliyor.

